| BAYRAM BURUKLUĞU |
|
Televizyonun ve telefonun icadından ve hayatımızın köşe taşları olmasından önce bir başkaymış bayramlar… Bayramın ifade ettiği bütün anlamları görebilmek, yaşayabilmek mümkünmüş… Küsler gerçekten barışır… Dargınlıklar gerçekten giderilir… Kırgınlıklar yok olurmuş gerçekten… Küçükler büyüklerin ellerini öper, dualarını alır; büyükler de hem mutlu olur hem de bu vesileyle onlara türlü türlü hediyeler verirmiş… Bazen kenarı işlemeli bir mendil içine sıkıştırılmış bir banknot… Bazen küçücük çantacıkların içine konulmuş bir hediyelik… Bazen güç yetmediği için sunulmuş güllü bir lokum… Bazen de bir akide ile mukabelede bulunulurmuş… Uzaktakiler yakınlaşır, hasret giderilirmiş… Gidilemeyecek noktalara, bayramdan bir hafta 10 gün önce alınan kartpostallar doldurulup yollanırmış… Postacının yolları gözlenir, kimlerden kart alınacak, hasretle beklenirmiş… Bayramlıklar alınır, uyumadan önce yastık başlarına yerleştirilir ve rûyası görülürmüş, en inandırıcı olanından… Ağza atılan bir şeker tanesiyle namazlara gidilir ve cami dönüşü kahvaltı sofralarına oturmadan, aile içinde kutlanırmış önce. Çocuklar babanın annenin ellerini öper onlar birbirlerini tebrik edermiş… Ve bayramın ilk hediyeleri sofralara oturulmadan alınırmış… Tatile çıkılmazmış… Önce kabirlere, sonra büyüklere gidilir el öpülürmüş… Uzaklaşılmazmış mekanlardan, birileri gelir de kapıyı kapalı bulurlar diye… Kapının çalması ve birilerinin gelmesi beklenirmiş, yapılan tatlıların ikram edileceği, alınan şekerlemelerin, lokumların, çikolataların sunulacağı… ** ** Ya şimdi…? Yaşıyorsunuz… Yaşıyoruz… Tarife gerek yok. Birbirimizden ne kadar uzaklaştığımızın resmidir artık “tatil” gözüyle baktığımız bayramlar… Sanal, sun’i ve kopyala yapıştır “sms”lere sıkıştırdığımız bayramlar… Kaybediyoruz…ama göremiyoruz… ** ** Bu bayramı da “annemsiz” geçirdim. Yaşadığım şiddetli karın ağrısı ile… Kabrinin başına vardığımda içime akıttığım gözyaşlarıyla… Okuduğum dualarla… Allah’a yaptığım yakarışlarla… O’nun, Abdülhâkim Arvasi Hazretleri’ne komşu kabrinin başında, bayramını kutladım… Annemsiz geçirdiğim 7. bayramda, O’nu kabrinin başında, hiç dünya gözüyle göremediği torunlarıyla beraber ziyaret ettim… Öpemediği, koklayamadığı, ellerine harçlık konulmuş mendiller tutuşturamadığı, elinden öptüremediği torunlarıyla ziyaret ettim… İçime ağladım… Bir O’nun kabrine baktım… Bir de torunlarına… Ve kendime ağladım… Annesiz bir bayram… Anasını kaybetmiş olanlar anlar hâlimi… ** ** Bu bayram öptüyseniz annenizin elini; mutlu olun, hamd edin. Öpemediyseniz dua edin öbür bayrama Allah nasip etsin… ** ** Geçmiş bayramınız mübarek ola… 03.Ekim.2008
3.25 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|














