| BAYRAMDAN SONRA |
|
Öncelikle; “nerde o eski bayramlar” diye başlayan muhabbetlerden gına geldi. Her bayram kendi içinde güzeldir. Dün yaşananların kendine ait güzelliği varsa da bugünkülerin de hoşlukları vardır. Yeter ki “güzel”lik sınırından çıkılmasın… *** *** “Ramazan Bayramı”nı kutlayan bazı vatandaşlara bakıldığında ortaya utanç verici bir manzara çıkıyor. Bütün bir Ramazan’ı “yok” sayıp yemek yiyen, su içen ve oruçlulara saygı göstermeyen tiplerin, bayramı onlardan önce kutlamasını görmek çok anlamlı gelmiyor. Ki zaten o tipler, Ramazan Bayramı’nı da “Şeker Bayramı” olarak dillendiriyorlar… Büyük şehirlerde yaşayanlar yalnızlıklarının kabuğunda kurumaya devam ederken, birkaç günlük Bayram’ı tatil olarak görüp, başka diyarlara kaçmakta haklı olabilirler… Ancak kazın ayağı öyle değil. Bu kaçışlar, yalnızlığı daha da derinleştiriyor, kurumayı hızlandırıyor… *** *** TRT’nin “tekel” olduğu dönemlerde, Bayramın geldiği ekranlardan da belli olurdu. Bayramlık programlar ve yüzler ekranlarda arz-ı endam ederdi. Vatandaşa, bayram TRT’sini seyretmek lezzet verirdi. TRT, kısmen bu geleneği devam ettiriyor. Ancak özel televizyonlar işi iyice koyuverdi. Ne bir bayram hazırlığı, ne bir önem atfediş! Hiçbir şey yoktu. Bu konuda en çok özen göstermesi gereken muhafazakar tv kanalları bile “laf olsun torba dolsun” nevinden yayın yaptı. Üzücü… Bayram programlarına değinmişken, Ramazan programları hakkında da bir şeyler söylemek lazım. Ancak bu şeyleri biz değil de, bize gelen mesajlarda vatandaşlar söylesin: “Bu sene televizyonlardan hemen hiç biri ciddi bir Ramazan programı yapmadı. En dikkat çekici program, Show Tv’de olanıydı. Kutsal topraklarda çekilen Ramazan programı, hem sunum, hem görüntüler, hem kurgu, hem de içerik olarak çok doyurucuydu. Tebrikler…” “TRT’nin Topkapı Sarayı’ndan yaptığı iftar yayını da geçen seneki kadar olmasa da bu sene de iyi idi. Keşke gelen uzmanlar biraz daha fazla konuşturulsaydı…” “Türkiye’ye Ramazan programlarını öğreten Samanyolu Tv ekranlarındaki iftar programında, yurt dışında yaşanan Ramazanlarla ilgili yayımlanan bantlar dışında her şey eskiydi. Ancak yurt dışı çekimleri de önceki senelerin tekrarı gibiydi. Çünkü STV zaten o işi bundan 3-4 sene önce “Dünya Ramazanlaşıyor” sloganıyla çok iyi yapmıştı… İftar programı sunucusu ise isabetli bir seçim olmamış…” “Kanal 7 ağırlıklı olarak, Yaşar Alptekin’in sokaklarda yaptığı röportajlar ve vatandaşların canlı yayında sorduğu sorulara stüdyodan anından cevap verme yöntemiyle bir iftar yayını yaptı. Kalite yoktu…” “Star son senelerde olduğu gibi yine Nihat Hatipoğlu ile ay’ı kurtarmaya çalıştı. Ama o da bir tekrar idi. (Hatipoğlu Hoca’nın samimiyeti konusunda da yorumlar geldi. A.Y) Yenilik yoktu… Reyting sıralamasında üst sıralarda yer alan tv kanallarında ise kayda değer programlar yoktu. Hasılı kelâm, bu sene tv kanallarının hemen hepsi Ramazan programlarında sınıfta kaldı. Kadir Gecesi yayınları da bu sınıfta kalışın en iyi görüntüsüydü. TRT’nin Bosna ve Amasya’dan yaptığı yayınların dışında özelliği olan bir yayın hiç bir kanalda yoktu. Umarız gelecek seneki Ramazan’ın “ne zaman geleceği” daha önceden belli olur… *** *** Bayramlarda otoyolların ve köprülerin ücretsiz olmasına artık alıştık. Güzel bir uygulama. Ancak Bayramdan bir kaç gün önce çıkan bir haber dikkat çekici. KGS uygulamasındaki indirim kalkacakmış. Bu haberi duyunca verdiğim ilk tepki “zaten böyle bir şey çok saçmaydı” olmuştu. Çünkü gişelerde para öderken kaybedilen zamanı görünce, OGS denen bir sistem devreye sokulmuştu. Onun da sıkıntıları, eksik tarafları var ama KGS neden devreye girdi onu anlamak mümkün değil. İkisini de “devlet” ayarladı. OGS’ye pahalı olduğu için rağbet etmeyen vatandaşa alternatif sunuldu. Yepyeni bir sistem, yeni düzenlemeler, gişelerde ayrım vs vs. OGS’deki aksayan tarafları düzeltmek yerine, gişelerde zaman kaybedilmesine sebep olan bu sistemin devreye sokulması zaten çok anlamlı değildi. Hele köprü gişelerinde yeterli kredisi olmayan veya KGS’si olmayanların yerine KGS basıp para kazananların sayısı artınca, ödünç KGS kullanımı artınca, haliyle zaman kaybı da had safhaya çıktı ve sistem tıkanmaya başladı. KGS denilen sistem (gerçekte) neden devreye sokuldu? Bu sistem sayesinde kimler ne kadar para kazandı? Ucuz olması dışında KGS’nin getirisi ne oldu? Bunlara birilerinin cevap vermesi lazım… *** *** Ankara trafiği İstanbul’a göre biraz daha rahat. Yollarda zaman kaybı biraz daha az. Hele bat-çıklar sayesinde hiç trafik ışıklarında durmadan ilerlemek büyük keyif veriyor. İstanbul’da neden bu yöntem kullanılmıyor bilmiyorum. Ancak Ankara’da yaşamayıp, şehre misafir olarak gelenlerin karşılaştığı ciddi bir sorun var: Yön levhaları. Ankara’nın ana arterlerinde yer alan yön levhaları hem çok küçük, hem de dönüşlerin hemen öncesinde olduğu için sorun oluşturuyor. Belediye bu konuda şehir genelinde mutlaka düzenlemeye gitmeli. “Sayın Gökçek, lûtfen yön belirten levhaları düzenlettirin. İstanbul’dakiler çok iyi. Tavsiye ederim…” *** ***
3.25 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|













