| ACİL İHTİYAÇ |
|
Mardin'de yaşananlar ne cehaletle anlatılabilir ne de husumetle… Ne toprak olup giden canların hesabı verilebilir ne de geride kalanların yaşadıkları ve yaşayacakları acıların bedeli ödenebilir… Ne sosyolojiyle açıklanabilir bu vahşet ne de psikolojiyle… Ortada kocaman bir hakikat var, tek: Esfel-i safiline düşmüşlük. Ahmet Altan, önceki gün yazdığı bir yazıda, “din önce ahlaktır” diyordu. Alemlerin Efendisi (sav), çağında ve sonrasında, önce sergilediği insanlıkla ve güzel ahlakla örnek gösterilmiş ve anlatılmıştır. Ortada duran ve hepimizin ayıpladığı bu çıplak gerçek, örnek alınması gereken İslam Peygamberini ve temsil ettiği İslam dinini iyi anlamadığımızı haykırmakta… Bu vahşet… Bu katliam… Bu dehşet… Bu toplu cinayet… Adına ne dersiniz deyin, kendimizi yeniden sorgulamamız gereken bir su-i misaldir. Bu hadiseyle birlikte “ben Müslümanım” diyen herkes kendini sorgulamak zorundadır. “Dinim” dediğimiz İslam’ı ne kadar özümsemişiz, ne kadar benimsemişiz ve ne kadar hayatımıza nakşetmişiz… Ancak işin bir önemli boyutu daha var ki artık onun da tartışılması gerekiyor adam akıllıca. Laik sistemin 80 senedir dinden diyanetten uzak yetiştirmeye çalıştığı “yurttaş” bakın ne hâle geliyor. Daha dün bir özel televizyon kanalında, bir tartışma vardı. Diyordu ki tartışmacı “ressam” bayan; “Artık kızlar erkeklerle daha rahat beraber oluyor. Bu duruma sevinmeliyiz…” Dindarın ve dinin nerdeyse kötülendiği, dindarların ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü; okullarda öğretilen “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” derslerinde öğretmenlerin, dünya üstündeki farklı din ve inançları anlatmak zorunda kaldığı; namazın Kur’an’ın öğretilemediği; 28 Şubat talihsizliğini yaşadığımız yıllarda Kur’an Kurslarının kapatıldığı; imam hatip okullarının dışlandığı ve bu okullardan mezun olanların önlerinin kesildiği; dindar olduğu için, dini sohbetlere katıldığı için veya eşi kapalı olduğu için insanların ordudan atıldığı; inançları gereği başörtüsü takıp hayatlarını o şekilde sürdürmeyi tasarlayan gencecik kızların üniversite kapılarından sokulmadığı; hatta başlarından zorla örtülerinin alındığı; dindar insanlarla alay edildiği; devlet kurumlarında dindar olduğu için insanların fişlendiği…yıllar yaşadık ve yaşıyoruz. Şimdi sorarım izan sahiplerine; dinden uzaklaştırılan insanın, bir yaratıcıya inanmayan, hesap vereceğini aklına getirmeyen, hak hukuk konusunu önemsemeyen bir insanın pis ve fena işler yapması normal değil midir? Hele söz konusu bölgemizde, sözleri geçen, sözü dinlenen, bilgisine güvenilen, ilim tahsil etmiş dînî kanaat önderlerinin varlığı bitme noktasına gelmişken, yaşananlar normal değil midir? Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde yaşayan kardeşlerimizin ne kadar dindar olduğu anlatılır hep. Doğrudur. Ancak yıllar geçtikçe, dindarlığın kalitesinin düştüğü, dindarlığın kulaktan dolma hâle geldiği, değer yargılarının yerine dünyevî menfaatlerin öne çıkarıldığı bir ortamda kaliteli dindarların kaldığı söylenebilir mi? Bölgede bir zamanlar var olan medrese ve tekkelerin ne kadar büyük bir işlevi olduğunu, o müesseseler kaldırılınca anladık. Bu kurumlarda yetişen insanların devamı gelmeyince toplumsal dengenin bozulduğu gerçeğini kabul etmek gerekiyor. Tıpkı doğadaki dengeleri bozmaya yönelik eylemlerimizde olduğu gibi. Denge bir kere bozulduktan sonra, uzun ve pek zahmetli uğraşlar vermek gerekiyor. Olaylarda, o kurumları iyileştirmek, düzeltmek, rehabilite etmek yerine kapatma yolunu seçenlerin de suçu vardır. Bu milleti birbirine bağlayan aslî unsular arasında dîni yok sayan zihniyetin de suçu vardır. İslam dinini, sadece savaşlarıyla değil, her şeyiyle öğretmek gerekiyor. Öğretici konumda olanların bizzat yaşayıp, başkalarına da örnek olmaları gerekiyor. Kılı kırk yararcasına yaşayan insanların sayısını arttırmak gerekiyor. Sözü dinlenir bilge kişileri, saygı gösterilip fikir danışılacak şekilde, köşelere oturtmak gerekiyor. Karınca basmaz efendilerin sayısını arttırmak gerekiyor… Yarın daha çok ağlamamak ve üzülmemek için.
3.25 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|













