| UÇURUM KENARINDAKİ ÇİÇEK |
|
Kocam bir mühendisti. Onunla sakin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sakin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı. Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sakinlik beni yormaya başlamıştı… Sonunda kararımı ona da açıkladım: Boşanmak istiyordum. Şaşkınlıktan “Gerçekten belli bir sebebi yok” dedim, “sadece yoruldum.” Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: Sonunda sordu: “Seni caydırmak için ne yapabilirim?” Demek ki söyledikleri doğruydu: İnsanların mizacı asla değiştirilemiyordu. “İşte mesele tam da bu” dedim. “Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna “Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ ölümüne mal olacak. Bunu benim için yapar mısın?” Yüzümü dikkatle inceledi ve “Sana bunun cevabını yarın vereceğim” dedi. Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu. “Sevgilim,” diye başlıyordu; Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim… “Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var… Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu. Gözyaşlarım mektuba düşüyordu. “Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lûften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum…” Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|















Bir Yudum Hikaye