| AK PARTİ NEDEN ERİDİ? |
|
29 Mart Yerel Seçimleri sürpriz sonuçlarla bitti. Üzerine çok farklı yorumların yapıldığı seçim sonuçları, bundan sonra, kanımca, farklı yönetim uygulamalarını da beraberinde getirecek. Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, gece geç saatlerde yaptığı değerlendirme konuşmasında, “belediyecilik adına önemli hizmetlerin götürüldüğü yerlerde seçimi kaybetmelerine anlam veremediğini” söyledi. Sitemkârdı. Şaşkındı. Muhalefet partilerine büyük bir fark atmış olmalarına rağmen, yenilgi yaşamış bir havası vardı. Yerel yönetimlerle ilgili bundan sonra atacakları adımlar ve yapacakları planlar konusunda daha dikkatli olacaklarına kuşku yok. İktidardayken oy kaybına uğramak son derece normaldir. Ancak biz genel seçim değil yerel seçime gittik. Vatandaş, yerel seçimleri, verilen hizmetlere göre değil, uygulanan genel politikalara göre değerlendirmiş ve buna göre oy vermiş gibi görünüyor. Ak Parti iktidarının son 2 senesi yaşanan gerilim ve yapılan kavgaların hepsinin makul sebepleri olabilir. Ancak milletimiz, yıllardır yaşadığı gerilimi, yüzde 47 gibi oy verdiği bir partinin devam ettirmesini istemediğini göstermiş oldu. Ayrıca 2007 seçimlerinde elde edilen o büyük başarı, milletin demokrasiye sahip çıkışının bir göstergesiydi, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi oynanan oyunlara ve 27 Nisan muhtırasına verdiği bir tepkiydi. Yüzde 47’lik oy oranı bir ölçü olmamalıydı. Ak Parti’nin bazı şehirlerde ve ilçelerde belediye başkanlığı yapan isimleri, bu işte başarılı olamayan isimlerdi. Buna rağmen değiştirilmedi. Bunun en iyi örneği Siirt oldu. Ayrıca, temayül yoklamalarında, parti tabanının görüşleri bazı yerlerde dikkate alınmadı. 2007 seçimleri öncesi milletvekili aday listeleri oluşturulurken yapılan yanlışlık, bu defa da, o milletvekilleri yüzünden belediye başkan adayları için yapıldı. Yani yanlış yanlışı doğurdu. Millet, yaşanan mali krizi çok fazla önemsemedi. Çünkü bu krizin hükûmetten kaynaklanmadığını biliyordu. Ama Sayın Başbakanın, “teğet geçti” türü açıklamaları da kimsenin karnını doyurmadı. Alınması gereken tedbirler zamanında alınamadı. Çünkü Sayın Başbakan’ın etrafında kendisine danışmanlık yapanlardan birçoğu, korktukları ve tepki almaktan çekindikleri için yeteri kadar cesur davranamadı. Bazıları da zaten yeterli olamadıkları için, krizle ilgili isabetli öngörülerde bulunamadı… Ak Parti’de ve hükumette kan değişimi olmalı. Başbakan, etrafındakileri yeniden kontrol etmeli. Kendisini her zaman alkışlayanları değil, yapılan yanlışları cesaretle söyleyenleri de dikkate almalı. Parti içi demokrasi mutlaka işlemeli. Bazı milletvekillerinin seçiminde yapılan yanlışlar düzeltilmeli ve bu yanlışların belediye başkan adaylarının seçimi konusunda yaptırdığı yanlışlar fark edilmeli. Sayın Erdoğan’ın, kamuoyunda oluşan “tek adam”, “despot”, “külhanbeyi” havası mutlaka giderilmeli ve yerine Sayın Başbakanın çok daha öne çıkarılması gereken insani yönleri vurgulanmalı. Milletimizin hâlâ büyük teveccüh gösterdiği Ak Parti, milletin yüzde 60’ının oy verdiği diğer partilere karşı tutumunu değiştirmeli ve o partileri, dolayısıyla, o partilere oy verenleri asla ama asla küçümsememeli. Bu seçimin kazananı millet olmuştur. İktidara güvendiğini çok net bir şekilde ortaya koymuş ama diğer partilerin de yok sayılmadığını göstermiştir. Bu seçim verilen hizmetlerden daha ziyade, yürütülen iç ve dış politikaların etkisi altında sona ermiştir. Bundan sonrasının bu değerlendirme ışığında yeniden ele alınması gerekmektedir.
3.25 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|














