| KANAYAN YARA |
|
1800’lü yılların ikinci yarısından itibaren, yakın coğrafyamızda yer alan topraklarımızı kaybetmeye başladığımız an başladı sorunlar… Osmanlı’da, Gerileme Dönemi ile işler hemen hemen kontrolden çıkmaya başlamıştı. Ardı ardına girilen ve yenik ayrıldığımız savaşlar sonrasında, durum o kadar kötü idi ki, borçlarını ödeyemez hâle gelen Devlet-i Aliye, çok zengin Yahudi tüccarlardan borç isteyecek hale düşmüştü. İşte böyle bir noktada, bir gün Yahudiler, büyük sultan 2. Abdülhamid Han’a, devletin bütün dış borçlarını ödeme teklifinde bulundular. Karşılığında ise bugünkü İsrail topraklarını talep ediyorlardı. Ulu Hakan, bu teklifi şiddetle reddedip, vatan toprağından bir karışı bile vermeyeceğini söyleyip, onları huzurdan kovmuştu. Lakin bugün acısını çektiğimiz bütün hadiseler bundan sonra yapılan hain planlarla başladı. Önce içinde ihanetlerin de olduğu savaşlar çıkarıldı. Ardından Ortadoğu coğrafyasında İngiliz hakimiyeti başlatıldı. Ve 1948’e gelindiğinde, hem İngilizlerin hem Amerika’nın desteği ile o topraklarda İsrail kurduruldu. Yahudiler, 2. Abdülhamid’den talep ettikleri topraklara, şöyle ya da böyle, sahip olmuşlardı… Süreç işte böyle başladı… *** *** Şu an o topraklarda terör varsa… Gözyaşı varsa… Suçsuz insanların ölüp gitmesi varsa… Çekilen acılar, yanan yürekler varsa… Kulakları dolduran, ciğerleri paralayan çığlıklar varsa… Anaların babaların, sabi bebelerin gökyüzüne yükselen feryatları varsa… Hepsinin ardında, o toprakları zorla sahiplenmeye çalışan Yahudiler; onlara destek olan İngilizler ve Amerikalılar ve İsrail’e müdahalede bulunma veya söz söyleme cesareti bulamayan bütün devletler vardır… Bütün dünyada en büyük finans devleri… En büyük enerji kartelleri… En büyük siyasi birlikleri… En büyük mağazalar zincirleri… En büyük şirketleri... En etkili sivil toplum kuruluşları… En büyük ve en etkili lobi çalışmaları… En büyük medya kuruluşları…Yahudilerin. Bu kadar güçlü bir topluluğa karşı da kim nasıl lâf söyleyebilir ki! *** *** Peki kim onlara “dur” diyebilir; kim sesini yükseltebilir; kim, “oturun yerinize” diyebilir; kim, “yeter artık” diyebilir…? Osmanlı’nın ruhuna ihtiyacımız var. Sadece bizim değil… Sadece Filistin’in, Gazze’nin değil… Sadece Çeçenistan’ın, Irak’ın, Afganistan’ın, Endonezya’nın, sadece Müslümanların değil… Kara Afrika’nın da, Güney Amerika’nın da, medeni saydığımız Avrupa’nın da, Çinli’nin de Aborjinlerin de Osmanlı’ya ihtiyacı var…
3.25 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|













