03/09/2010
  • Kayıt
  • Parolamı Unuttum
  • Ana Sayfa
  • Ben Kimim?
  • Köşe Yazılarım
  • Misafir Defteri
  • Özelden Yazın
  • Misafir Köşe Yazarı
  • Okumak Lazım
  • Bir Yudum Hikaye
    • Görüntülü Hikaye
    • Okumanız İçin
  • Dinlemek Lazım
  • Duru Türkçe
    • Unutulmaz Kelimeler
    • Dinlemeniz İçin
    • Okumanız İçin
  • Diksiyon
    • Genel Konuşma
    • Etkili Konuşma
  • ASIM YILDIRIM
  • ASIM YILDIRIM
  • ASIM YILDIRIM
  • ASIM YILDIRIM
  • ASIM YILDIRIM
  • ASIM YILDIRIM
  • ASIM YILDIRIM
  Üye İstatistiği
Toplam Üye: 15971
Son Üye: topuz
Bugün: 7
Bu Hafta: 112
Bu Ay: 59

Anket

Referandumdaki oyunuz hangi yönde olacak?
 

Kaç Kişi Bağlı?

Şu anda 37 misafir ve 1 üye bağlı

Ziyaretçi İstatistiği

Bugün2257
Dün7126
Bu Ay17015
Toplam3438203
Paylaş
Ana Sayfa arrow Diksiyon arrow Etkili Konuşma
HİTABETTE SÜS: NASREDDİN HOCA FIKRALARI | Yazdır |

Dikkat ederseniz ünlü konuşmacılar, kalabalıklara seslenirken başlangıçta ve ilginin dağıldığı konuşma aralarında fıkra ve yaşanmış esprili ve enteresan olaylarla konuşmayı canlı tutarlar ve zenginleştirirler. Ancak, konuşma hazırlarken bu tür fıkraları önceden konuşma ile ilgisini kurmak gerekir. Bu yazımda, “Hitabette Süs” olarak adlandırdığım bu tür katkılar için size Nasreddin Hoca fıkralarını önerecek, esin kaynağı olabilecek bir örnek vereceğim. 5 Temmuz 2003 tarihinde NTV web sitesinde (http://www.ntv.com.tr/news/223197.asp?cp1=1) çıkan “Nasreddin Hoca’nın tarihi kimliği aydınlanıyor” başlıklı bir haberde şöyle bir iddiaya yer verilmiştir: “Esprileri ile Türk mizah tarihinde efsaneleşen Nasreddin Hoca’nın Türk esnaf kültürünün mimarı Ahi Evren’le aynı kişi olduğu, farklı toplum kesimleri tarafından farklı özellikleriyle tanındığı için iki ayrı kişilik olarak bilindiği iddia edildi.” Haberin devamında Nasreddin Hoca’nın felsefi yönüne de değinilmiştir: “Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mikail Bayram, Hoca’nın eşeğe ters binme alışkanlığının eski Yunan filozofları Aristo ve Sokrates’in yürüyerek ders anlatma geleneğinden geldiğini belirterek, “Mahmut Nasreddin de bu geleneği eşeğe ters binerek arkadan gelen talebelere ders anlatma yöntemine dönüşmüştür ve böyle yorumlamıştır” dedi.”

      Bu çerçevede; eğer kalabalığa karşı uzun bir konuşma yapacaksanız, aşağıdaki örnek gibi, seçeceğiniz konuya uygun fıkraların yardımıyla, hem kendi kültürümüzü kullanma ve tanıtmayı, hem de Nasreddin Hocadaki felsefi derinlikle konuşmanın ilgi çekmesini, zenginlik ve canlılık kazanmasını sağlamış olacaksınız.

      Sorunları Öteleme Yerine Cesur Adımlar Atma Konusunda Örnek:

      Halk arasında Zorunlu Tasarruf ve Nema olarak bilinen ve 1988 yılından itibaren çalışanların maaşından zorunlu olarak kesilen Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Fonu’nda biriken ana parasının hemen ve nemalarının 2004 ve 2005 yıllarında mart, haziran, eylül ve aralık, 2006 yılında ise mart ve haziran ayları olmak üzere toplam 10 taksitte ve Kamu Bankalarının görev zararlarının Hazine kağıtlarıyla ödenmesi konusunda; ne kadar eleştirilirse eleştirilsin Ak-Parti İktidarı oldukça cesur bir adım atmıştır. Çünkü, önceki Hükümetler tarafından; 2001 yılında kalkmasına rağmen anılan Fon kesintisinin ve T.C. Ziraat Bankası ile Halkbank’a Devletin verdiği görev zararlarının karşılanması amacıyla bir sonraki yıl bütçesine ödenek konulmaması nedeniyle, yıllarca küçük tutarlardaki bu sorunlar ötelene gelmiştir. Çalışanların bu nemaların tamamının bir anda ödenmesi için gösteriler yapması haklı görülebilir ve yukarıda belirtilen düzenlemenin sonuçta kamu bankalarının -bilanço yapısını düzeltmesi dışında- yapısal sorunlarını etkin bir çözüme kavuşturmadığı, kaynak sorununun devam ettiği iddia edilebilir. İşte bu noktada, Nasreddin Hocanın aşağıdaki fıkrası imdada yetişir ve “Görüldüğü gibi; en azından Ak Parti iktidarında, bu ötelenen sorunlara, bir şekilde dikkat çekilmiş ve kaybolan mührün aydınlık yerde değil, bizzat kaybolduğu karanlık yerde aranma çabasına girilmiştir” denilebilir:

“Nasrettin Hoca bir gün köyde kapısının önünde bir şeyler aranıyormuş. Hocayı gören komşuları yanına yaklaşarak:

-Hayrola Hoca Efendi, demişler, bir şey mi kaybettin?

-Mührüm düştü de...

-Nerde düşürdün? Söyle, biz de bakıverelim.

-İçerde düşürdüm, avluda...

-Avluda kaybedilen şey sokakta aranır mı be Hoca?

Evinde ve bahçesinde ışığı olmayan Hoca, bunun üzerine:

-Avlu karanlık, burası daha aydınlık da onun için burada arıyorum, demiş.” 

 

 
Tanımlar | Yazdır |
Diksiyon : Söz söylerken duygu ve düşünceleri doğru, üslû:buna uygun olarak anlatmak için sesin a:hengini, söylenişi, jesti, mimiği, alınacak tavırları yerinde ve güzel kullanma san’atıdır.
Boğumlama: Seslerin birbiri ardına tam ve tok şekilde, kaybolmadan çıkarılmasıdır.
Berraklık : Ünsüz harflerin birbirinden iyice ayırt edilmesidir.
Fonetik : Ses bilgisi demektir. Seslerin doğru ve yerinden çıkarılmasıyla ilgilenir.
Artikülâsyon: Ünlü ve ünsüz seslerin, konuşma organlarımızın tam kullanımı sonucu net bir şekilde, ağızdan tane tane çıkmasıdır.
Vurgu : Bir hecenin ya da kelimenin diğerlerinden daha baskılı ve farklı okunması veya söylenmesidir.
Tonlama : Okuma ve konuşmada, duygu ve düşünce durumuna göre, bazı seslerin tonunun alçalıp yükselmesi, kalınlaşıp incelmesidir.
Diftong : Bir nefeste ve bir hecede telaffuz edilen ve kulakta, tek ses intibaı bırak iki vokal (sesli, ünlü) sesine, fonetikte diftong veya karışık vokâl denir. Ancak Türkçede, küçük bir iki Türk şivesi dışında büyük şîvelerde ve edebî dillerde diftong yoktur.
Örnek : "soğuk" kelimesi "souk" şeklinde yazılmaz ya da söylenmez ama "ğ" sessizi burada tamamen erimiş kaybolmuştur. O yüzden de "o" ve "u" sesleri birbirine çok yaklaşır.
 

En Çok Tıklananlar

  • TÜRK OLMAK (video)
  • BÜKÇE (KADIN DİLİ) (video)
  • BEN KİMİM?
  • BAĞLANMAYACAKSIN
  • AHDE VEFA

Son Eklenenler

  • İLK GÜNKÜ GİBİ
  • TAM ZAMANINDA YAŞAMAK
  • "KURTULUŞ" ÇEKİMLERİ
  • ONU DA SEN AĞIRLA (video)
  • ONU DA SEN AĞIRLA

Son 5 Yazım

  • İLK GÜNKÜ GİBİ
  • TATİL BİTTİ AMA...
  • DUYGU KIRINTILARI
  • YAZ DURGUNLUĞU
  • MÜBAREK OLSUN
Web Tasarım